26 Nisan’da yazdığım köşe yazımın başlığı ‘Umutlar Yeşerdi’ idi.
19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Ziya Çakır başkanımızla, gazeteci bir kardeşimizin düğünündeydik.
Samsunspor’da görev yapan sevdiğim genç bir kardeşim düğünde yanıma geldi.
Ve; ‘Abi güzel şeyler yaz. Yazılarını okuyoruz!’ diye sitemde bulundu.
Her zaman eleştiriye açığım.
En sert eleştiriye bile.
Eleştiri, daha mükemmele götürür insanı.
Onun için, herkesin eleştiriye açık olmasını beklerim.
***
Bugüne gelince;
Şimdi, gün güzellikler günü.
Şimdi, güzellikleri yazma ve konuşma günü.
Şimdi, bazen susmanın ne kadar önemli olduğunu görme günü.
Şimdi, susmanın en büyük erdemlerden birinin olduğunu anlama günü.
Şimdi, coşma ve sevinme günü.
İliklerinize kadar ıslanın, sevinin ama her müsabakadan da ders çıkarın.
Asla şımarmayın!
***
Samsunspor Başkanı bize göre, her şeyin üzerindedir.
Zira; bu şehrin en büyük STK’sı ve en büyük markası tartışmasız Samsunspor’dur.
26 Yıllık basın hayatımda buna her gittiğimiz deplasmanlarda defalarca şahit oldum.
Samsunspor’un büyüklüğünü herkes taşıyamaz.
Her insana da Samsunspor Başkanlığı nasip olmaz.
Onun için tek dileğim; bu kutsal armaya layık olun…
Samsunspor arması insana değer katar.
Bunu hiç bir zaman unutmayın ve bu bilinçle hareket edin.
Derdimiz, dileğimiz, sevdamız, aşkımız olan bu armaya zarar vermemek olmalıdır.
Samsunspor formasını, armasını ve başkanını her zaman el üstünde tutmak borcumuz olmalıdır.
Her zaman bu değerleri bugüne kadar hep el üstünde tutmaya gayret ettim.
Ancak; eğriye eğri, doğruya da doğru deyip özeleştirimizi de hiç çekinmeden yapmalıyız.
Bu eleştirileri de hiç çekinmeden, yılmadan her zaman yaptım.
Niye mi?
Sadece, daha başarılı olmak için.
Hedefimiz, amacımız ve ortak paydamız Samsunspor’sa; gerisi her zaman teferruattır.
Kavgamız, Samsunspor’un başarısı adına olmalıdır.
Gerisini biz içimizde çözer, hallederiz.
***
Bugün Samsunspor’da hedef ‘Avrupa’ya gitmek.
İkas Eyüpspor maçı önemliydi ve büyük bir engeldi.
Şükürler olsun ki; bizim çocuklar bu engeli, (3-0) ile çok kolay geçtiler.
Samsunspor, Avrupa yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Bu uğurda emek veren, mesaisini harcayan, ter döken, koşan, kafa yoran, bedeniyle, aklıyla hizmet eden, başkanımıza, yöneticilerimize ve en önemlisi futbolcu kardeşlerimize gönülden binlerce kez teşekkür ediyorum!
Her şey; daha büyük, daha güzel ve daha ses getiren bir Samsunspor için!
Asla yalnız değilsin Samsunspor…














Tufan bey, basında bir konuyu iyi vurgulayacağınıza olan inancımla : 2011/12 sezonu, 7.4.2012 günü Samsun'da oynuyoruz: Sivasspor maçı. A.Gücü ve Manisa ile süperligden düşen 3.takım olduğumuz o maçı hatırlıyorum. Şehir (skorbord) tarafındaki kaleye 24.dakikada Michael Fink attı oldu 1:0 ne sevindim ama..Gel gör ki düdüğü hiç uğurlu gelmeyen Hüseyin Göçek, beklediğimiz penaltıları es geçerken, biz de sakin kalamadık, Sivasspor da sanki bir final oynuyormuşcasına saldırdı; 1-2 kaybedip alt liglere düşecek korkunç maceraya bizi itiverdi. O gün sadece takım küme düşmedi, biz de o çimlere gömüldük. Ne güzel bir sözdür: Ölmeyenler çook günler görürler. Yıllar geçti, kaderler değişti. Tıpkı 70'şer puanla biten, averajla A.Demirspor'un 1, Giresunspor'un 2. olup, bize ikişer kırmızı kartla kol kanadımızın kırıldığı ve playoff'larda elendiğimiz yıl gibi. Onlar pandemi şartlarında "sağlık memuru" adı altında 5 bin kişi statlara sokarken. Şimdi biz Avrupa'ya göz kırparken, diğerlerinin hali?