Maalesef beklenen ama olmasını istemediğimiz kaotik bir döneme girdik...
Aslında her şey güzel gidiyordu...
Sakatlıklar ve cezalıların olmadığı dönemde hem ligde hem de Avrupa'da gayet iyi ilerliyorduk.
Ne zaman ki sakatlıklar arttı, bunlara cezalılar eklendi işte o andan itibaren çöküş başladı.
Aslında eksikler olmasa bile yoğun maç trafiğinden dolayı bir düşüş bekleniyordu.
Fakat şu anki durumu düşüş olarak nitelendirmek iyimserlik olur, bunun adı çöküş...
Sezon başı transfer dönemini sadece yabancıya ayıran Samsunspor, sadece bir tek yerli takviye yaptı.
O da Eyüp Aydın...
Yabancılardan Borevkovic, Afonso Souza, Coulibaly, Posaidala ve Joe Mendes'le Eyüp'ten istenildiği gibi faydalanamadık.
Haliyle diğer oyunculara çok yük bindi...
Özellikle son haftalardaki düşüşün nedeni de maalesef dar kadro yapısı...
Musaba'nın yedeği Polat, Holse'nin yedeği Tahsin olabilir mi?
Yedeksiz Zeki ve Tomasson artık çok yorgun, Ntcham yeni sakatlıktan dönmüş...
Bu kadar oyuncu darlığının olduğu bir ortamda, çöküş de kaçınılmaz son...
Asıl şimdi neler yapmalıyız bunları konuşmalıyız?
Sosyal medyada taraftarların ağır eleştirileri var...
Haklılar...
Taraftar Tomasson yoksa Soner'i izlemek istemiyor, Musaba çıkarken Polat'ın girmesini istemiyor, Holse'nin yerini Tahsin'e bırakmasını istemiyor, hatalar yapsa da alternatifsiz olduğu için forma giyen Okan'ın artık oynamasını istemiyor...
Tekrar söylüyorum taraftar haklı...
Başkan Yüksel Yıldırım Başakşehir yenilgisinin ardından gece yarısı X'ten paylaşım yaptı.
'Sakin olun' dedi ve ekledi;
Thomas Reis'le 2 yıl daha anlaştık.
Transferde hocamızla mutabık olduk.
Gerekeni yapacağız.
Hedefimiz aynı.
Mainz maçına özel bir prim açıklayacağım...
Kısacası Başkan Yüksel Yıldırım düğmeye bastı...
Artık camia olarak da bu süreçte destek zamanı...
Önce Mainz, sonra Göztepe maçlarının bizleri yeniden ayağa kaldıracağına inanıyorum...
Eksiklerin hoca da yönetim de farkında...
Şu iki maçı atlatalım, gereken yapılacaktır...
İcra Kurulu Üyesi Zafer Erdoğan ise Başkan Yüksel Yıldırım’ın birleştirici paylaşımının tam aksine hedef şaşırtmak ve camianın zayıf karnı gazetecileri hedef göstermek yolunu seçti.
Zafer Erdoğan, gazetecilerin eleştirileri için ‘üzerinize vazife değil’, durum değerlendirmeleri için ise ‘felaket tellallığı’ dedi.
Artık camianın hedef saptırmalara karnı tok.
Gazeteci düşman değil, sizin için dışarıdan bir gözdür…
Tabii ki görmek isteyene…
Kalın sağlıcakla...













