Beşiktaş deplasmanı için İstanbul'daydık...
Bu yıl Avrupa ve ligde elimden geldiğince Samsunspor'u yalnız bırakmamaya maçları yerinde takip etmeye çalışıyorum.
Benim gibi yüzlerce taraftar da deplasman yolundaydı.
Yolda karşılaştığımız, statta konuştuğumuz hiçbir taraftar umutsuz değildi...
Beraberlik bile mutlu etmezdi Samsunspor taraftarını...
Neden mi?
Çünkü Samsunspor futbolun doğrularını yapan bir sistem takımı...
Rakip Beşiktaş ise kaotik bir dönemden geçiyor...
Maç öncesi Samsunspor'un eksikleri olmasa 'güle oynaya' galip geleceğimiz bir maçtı.
Coulibaly ve Ntcham'ın sakatlıklarının beklenenden uzun sürmesi, bununla birlikte Satka'nın sakatlığı ve Celil'in hak mahrumiyeti cezası olmasa galip geleceğimizi de gördük.
İç sahada taraftar desteğini de arkasına alan Beşiktaş karşısında İstanbul'da maça baskılı başlamak her babayiğidin harcı değil...
6. dakika Musaba...
11. dakika ofsayta takılan gol...
13. dakika Ndiaye...
14. dakika Holse...
Dalga dalga büyüyordu Samsunspor sahada, pozisyonlar da buluyordu ama gol bir türlü gelmedi...
Yarım saatten sonra Beşiktaş oyunu dengeledi...
Maç eksiklikleri göze çarpan Borevkovic'in ve Eyüp Aydın'ın zaman zaman aksamasıyla bu kez Beşiktaş pozisyonlar buldu.
Komik bir VAR müdahalesi gördük...
Neyse ki Atilla Karaoğlan VAR monitöründen izlediği pozisyonda hata yapmadı.
İkinci yarı aslında kötü başlamasak da, bir penaltıyla geriye düştük.
Maç öncesi İstanbul'daki meslektaşlarımızla sohbet ederken, 'öne geçersek rahat kazanırız, Beşiktaş öne geçse de mutlaka dengeleriz' dedim.
Golden sonra inanılmaz bir baskı kurduk.
Rakibi, şok 3. bölge baskısıyla hapsedip hataya zorladık...
Hata da geldi ve beraberliği sağladık.
71'de Holse ve 80'de Polat'la galibiyeti getirebilecek pozisyonlar da bulduk ama olmadı...
Özellikle Polat'ın kaçırdığı inanılır gibi değildi...
Sonuç olarak Beşiktaş beraberliğine sevinemedik, kaçan 2 puana yandık.
Samsunspor oyun olarak öyle bir noktaya ulaştı ki artık rakip fark etmeksizin beraberlik bile sevindirmiyor...
Tebrikler takım...
**********************
Maç öncesi Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım'ın cımbızla çekilen sözleriyle Beşiktaş medyası ortamı çok gerdi...
Çünkü buna ihtiyaçları vardı...
Beşiktaş normal bir ortamda 20 bin kişiye oynayacakken, bu sayede 35 bin kişiye oynadı...
Ortalığı yakıp yıkan Beşiktaş camiası görmüştür ki, sorun 'Beşiktaş'ı rakip görenlerde' değil, kendilerinde...
Ancak Yüksel Yıldırım da tamamen masum değil...
Özellikle Beşiktaş ve Fenerbahçe maçları öncesi ortaya çıkıp 'rol çalma' işine çok alıştı...
Kanal kanal gezerek zaman zaman iğneleyici konuşarak rakiplerin kendine saldırmasına zemin hazırlıyor.
Sonra özür diliyor ve devamında maça da gelmiyor...
O süreçte Samsunspor taraftarı sosyal medyada yıpratılıyor.
Tehdit ediliyor...
Başkan sen 'tehdit edildim' deyip maça gelmiyorsun ama taraftarın çoluk çocuk maça gidiyor...
Allah korusun ya onların başına bir şey gelse...
Rakiplere en güzel cevabı zaten takım sahada veriyor...
Yıldırım'ın agrasif, camiaları hedef alan ve sonrasında da geri vites atmasına neden olacak tutumundan ve açıklamalarından kendine fayda gelmeyeceğini anlaması lazım...
Başkana edilen hakaret ve küfürleri okuyunca ben utanıyorum, insan kendini neden böyle bir duruma sokar...
O çok beğendiğin sana şirin görünen İstanbul medyası, seni bu maçlar öncesi kullanıyor başkan...
Benden uyarması...
Kalın sağlıcakla...













