Samsunspor, lider olarak gittiği İzlanda'dan lider olarak dönmeyi başardı...
Varşova, Dinamo Kiev ve Hamrun maçlarında gördüğümüz oyundan biraz uzaktık...
Önemli eksikler, uzun yolculuk, hava şartları ve zemin şartları bunun en büyük nedenleri...
Her şeye rağmen kazanarak dönebilirdik.
Yediğimiz iki gol de bu seviyelerin golleri değil...
İlk golde Borevkovic'in kolay geçilmesi, ikinci golde ise 3 kişi arasından şut attırmamız ve topun yuvarlanarak kaleye gitmesi...
Bu seviyenin işleri değil...
Aslında maçı değişikliklerden sonra da okumak gerekir...
Değişikliklerden sonra sahadaki takım, bırakın Konferans Ligi'ni ligde bile bir arada oynayamayacak bir kadro...
Kadro derinliğinin, planlamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Başkan Yüksel Yıldırım devre arası için 'sadece kaleci transferi yapacağız' dedi...
Bana kalırsa eğer Konferans Ligi'nde çeyrek final, yarı final istiyorsak, ligde de geçen yıl ki başarıyı istiyorsak sol bek, kanat, orta saha ve forvet takviyeleri kesinlikle yapılmalı...
Bu arada ne kadar çok takviye yaparsan yap, UEFA listesinde sadece 3 değişiklik yapılabildiğini de hatırlatmak isterim...
************************
Gelelim bir başka konuya...
Samsunspor Konferans Ligi'nde lider, ligde de 4. sırada...
Sportif anlamda çağ atladığımız günleri yaşıyoruz.
Buna rağmen stat dolmuyor.
Rica ediyorum Başkan Yüksel Yıldırım'ın açıklamalarını bir kenara bırakın, maça gelin...
Siz başkanın 'Gelmezseniz gelmeyin' demesine aldırış etmeyin...
Bu kulüp Yüksel Yıldırım'ın değil, sizin...
Başka Samsunspor yok...
Bunun için statta olmalıyız.
Eleştirilen bilet fiyatları düşürüldü, Anadolu takımları arasında belki de bilet fiyatı ucuzluğu olarak en üstlerdeyizdir.
Gördünüz değil mi yüzlerce kilometre yol gidip İzlanda'da o soğukta takımlarını destekleyenleri?
Onlar yüzlerce kilometre giderken, siz de ufak tefek sorunları bir kenara bırakıp lütfen maça gelin...
Bakın iyi bir Samsunsporlu olan Yüksel Tok nam-ı diğer Belçika Dükü bana İzlanda yolculuğunu saat saat yazdı.
'Maç sabahı 06.00'da kalktım, 06.30'da yola çıktım. 08.45'te Brüksel'e vardım. 15.30'da Danimarka aktarmalı İzlanda'ya ulaştım. Yanımda iki büyük bayrak sopası getirmiştim. Maçta görmüşsünüzdür büyük bayrakları... Onların özel kargosu için 45 dakika havalimanında bekledim. 16.30'da otobüse bindim, otele çantamı bırakıp 18.00'de taraftarların buluşma noktasına gittim. Bu arayı su poğaçayla geçirdim. Taraftarlarla buluştum. Maçı izledik zaten yorulduk geri otele döndüm, dinlendim. İzlanda'dan dönerken, saat 07.00'de kalktım, 2 kilometre yürüyüp otobüs durağına geldim, 08.30'da otobüse bindim, 09.30'da havalimanındaydım. 11.30'da uçağım kalktı. Aktarma falan derken 19.50'de Brüksel'e indim. Arabaya bin eve geç saat oldu 22.00. İnanın İzlanda'da stadın dışında çok bir yer gezemedim. Bizimkisi bir sevda'...
Böyle hikâyeler varken, siz Atakum'dan gelirken trafik oluyor, stadın yolu bozuk, köfteden başka bir şey bulamıyoruz diyemezsiniz...
Kalın sağlıcakla...
Pazartesi akşamı 19 Mayıs Stadı'nda görüşmek dileğiyle...












