Türkiye Kupası grup maçlarının ilk üçünü kazanarak çeyrek finale yükselmeyi garantileyen Samsunspor’un tek hedefi Antalyaspor’u da yenerek grubu ilk sırada tamamlamaktı.
Böylelikle çeyrek final kura çekiminde hem seri başı takım olmanın, hem de evinde oynamanın avantajını elinde bulunduracaktı.
Grup maçlarında sıfır çeken, gol dahi atamayan ev sahibi ekip kupaya çoktan havlu atmış, rotasını lige çevirerek küme de kalmanın hesapları içerisine girmişti. Samsunspor karşısına as kadrosundan bir hayli uzak oyuncularla çıktılar.
Üç takımın grup liderliği için çekiştiği bir ortamda gözlerimiz sahada, kulaklarımız Eyüpspor-Konyaspor maçından gelecek haberdeydi.
Her şey olabilirdi.
Lider gelinen Antalya’dan üçüncü olarakta ayrılabilinirdi.
Lig deki konum Samsunspor’u Avrupa’ya taşıyacak netlikte değil.
Tek yol kupada sonuna kadar devam etmek.
Başkanından, yöneticisine, taraftarına kadar herkes bu bilinçteyken Fink sahaya sürdüğü onbir ile adeta ters köşe yaptı.
Aslar kenarda, diğerleri sahadaydı.
Konyaspor kazansa, Samsunspor kazanamazsa bir çuval incir berbat olacaktı.
İşin yoksa ayıkla pirincin taşını.
Her iki takımda ilk yarı vasat, heyecansız, kalitesiz bir futbol ortaya koydu. Maçın tek pozisyonunda devrenin bitimine yakın kazanılan penaltıdan Ndiaye yararlanamadı.
Avrupa maçında da atamamıştı, yine atamadı. Umarım bu son olur, bir daha topun başına gelmez.
Her iki takım içinde ikinci yarının çok farklı oynandığını söylemek mümkün.
Ev sahibi ekip etkili ataklar üretti, akıl almaz bir şekilde ya kaçırdılar, ya da kalesinde devleşen Okan’a takıldılar.
58. dakika maçın dönüm noktasıydı. Antalyaspor öne geçecek posizyonda Okan’a takıldı, dönen top hızlı atakla Samsunspor golü olarak filelerle buluştu.
Penaltıyı kaçıran Ndiaye şık bir kafa vuruşuyla herkesi rahatlatan golü kaydetti.
Papucun pahalı olduğunu idrak eden Fink hoca maça başlanılması gereken kadroya döndü, Holse, Marius, Drongelen ve Mendes’i sahaya sürdü.
Takım kazandığı topları daha olumlu kullanmaya başladı. Dişlinin çarkları sağlıklı bir şekilde dönüyordu.
Konyaspor’un önde oluşu, ikinci bir golü bularak grup liderliğini eline gecirme ihtimali son düdüğe kadar var oldu.
Bitime dakikalar kala Tomasson’un inatla taşıdığı atakta, Marius’un kendisinin bile şaşırdığı şık vuruşta top direğe çarpıp içeri girince maksat hasıl oldu.
Konyaspor farkı artıramayınca gol averajı ile kupada grup birincisi olunuldu.
O dakikaya kadar asılan suratlarımız gülmeye başladı.
Son haftalarda müthiş kurtarışlar yapan Okan’a nazar değmesin. Takım bugün çeyrek finaldeyse onun kurtarışları sayesindedir.
Fink ile çıkılan beşinci maçta da takım gol yemedi. Bu önemli bir ayrıntı olsa gerek.
Gol yollarında fukara halleri devam ediyor. İki tane atılmasına rağmen genele bakarsak bir nevi gol orucu tutuluyor. Buna nasıl bir çözüm bulunacak?
O hocanın sorunu.
Fink’in ideal kadrodan vaz geçip maça farklı bir kadro ile başlaması, böyle bir rotasyona gitmesi biraz ağır oldu.
Rahmetli Kemal Sunal’ın söylediği gibi.
“Sanki ağam bizimle eğlenir”
Eminim ki maçı izleyen Samsunsporluların her biri, sinir, heyecan ve stresten, mide spazmı geçirmiştir.
Hala başım ağrıyor.
Bunun müsebbibi Fink hocadır. Başkası değil.
Birileri kendisine söylesin, bir daha böyle ağır şakalar yapmasın.
Son bir sitemim de TFF’nin çok bilmiş maç planlamacılarına olsun. Samsunspor pazar günü İstanbul’da Fenerbahçe ile oynayacak.
Yani kupa maçından üç gün sonra.
Üstelik deplasman da.
Perşembe günü Antalya, sonrasında dönüş Samsun, bir gün sonra İstanbul seyahati, sonra da maça çık.
Ya Fenerbahçe?
Kupa maçını Çarşamba günü oynayacak ve Samsunspor maçına dört gün dinlenerek çıkacak.
Üstelik evinde oynayacak, Samsunspor deplasman yapacak!
Bu ne biçim program?
Adalet denen kelimeyle tanışık olmadığınızı biliyorduk ama bu kadarına da pes yani!













