Çok renkli, cafcaflı, şaibeli, bilmecelerle dolu bir sezonu geride bıraktık.
TFF Süper Lig’e yükselecek takımın belirlenmediği bir durumda tüm ligleri çarçabuk tescil etti.
Yangından mal kaçırırcasına…
Hem de devletin üst aklından gelen “Bu ligde tuhaf şeyler yaşandı. Mağduriyet yaşayanlar oldu, avantaj elde edenler var. Lig adil değil. Bu nedenle lig tescil edilmemeli, küme düşme kaldırılmalıdır” şeklindeki talimata aldırış etmeden.
Küme düşen Kayserispor’un hakkını aramak için FIFA’ya, UEFA’ya şikayet eden siyasiler de oldu.
TFF başkanı bir açıklamasında üzerinde çokça durulacak bir söz söyledi.
“UEFA’nın bilmediği konular ortaya dökülürse ülke olarak yanarız.”
Sahi nedir o sizin bildiğiniz ve de gizli tuttuğunuz şey?
Herkes gibi ben de merak ediyorum.
Bu kadar vahim olan şeyi, ne zaman açıklayacaksınız. Yoksa ömür boyu susacak mısınız?
Orta da bildiğinde UEFA’nın TFF’ye büyük ceza keseceği yanlış nedir?
Bu durumun TFF başkanının, bir kulüp başkanıyla yapılan görüşme ile bağlantısı var mıdır?
“Sakın ha!” sözünü hatırlatmak isterim.
Neydi bu ikilinin arasındaki konuşmanın konusu?
Şöyle de bir söylenti var.
Ortalığı kasıp kavuran bu bahis operasyonu neden devam ettirilmiyor?
Eğer devam ederse ucu dünya kupasına katılacak milli takım oyuncularına değecek.
Bundan da ülke büyük zarar görecek. O nedenle sorunlar halı altına süpürüldü.
Ya unutturacaklar ya da kupa sonrası açıklanacak cezalar hava da uçuşacak!
Bir kulüp başkanı etekleri tutuşup “Sakın ha!” diye telaşlanıyorsa insanın burnuna ister istemez pis kokular geliyor.
Umarım yanılırım, zira kimsenin zarar görmesini arzu etmem.
Yeni sezona herkes tertemiz girer, mücadelesini yan yollara savrulmadan saha içerisinde yapar.
Yöneticiler, yöneticiliğini, hakemler de hakemliğini layıkıyla yapar.
Bizlerde saha içerisinde kalır, oyunu konuşur, tartışırız.














