Maçı mı yorumlayayım, ülke futboluna yapılanı mı? diye çok düşündüm.
İstemeye istemeye de olsa yine de saha içinde kalayım istedim.
Maçın her iki yarısında çok farklı bir Samsunspor izledik.
İlk devre silik, sönük etkisiz bir takım, ikinci yarı da ise rakibini presi ile boğan pozisyonlar bulup gollerle süsleyen bir Samsunspor.
İlk kez bir maça, böylesine tutuk, isteksiz, arzusuz, teslimiyetçi bir ruh haliyle çıktı Samsunspor.
Kalesinde gol gördüğü 8 dakika boyunca rakibi seyretti durdu. Gol bile tatlı uykudan uyandıramadı takımı. Sonrasında ilkine benzer fotokopide ikinci gol geldi.
Son maçların en bozuk adamı Tomasson yine trafik polisliğini gösterdi. Sara topu sağından atıp solundan geçerek topu uzak köşeden ağlarla buluşturduğunda İzlandalı çok geride kalmıştı.
Çok geçmeden yine ilk golün müsebbibi Thomasson bir kez daha Sane’yi kaçırdı, arkasından nal topladı. Golcü Osimhen’e son dokunuşu yapmak kaldı.
Karşı reaksiyon vermekte organize olunamadı. Orta sahadakiler yokları oynadı, oyun, topa sahiplilik rakibi bırakıldı.
Kaleye şut çekmeden tamamlandı ilk yarı.
İkinci devreye Eyüp - Ntcham değişikliğiyle başlanıldı. Ama ne başlangıç! Öyle böyle değil.
Sazı ele alan takım Galatasaray’ı 50 bine yakın taraftarının endişeli bakışları altında adeta ezdi, çiğnedi, posasını çıkardı.
Ligin tartışmalı şampiyonu ve lideri topa sahip olup Samsunspor ceza alanına giremedi.
Samsunspor buna izin vermedi.
Fark bire indiğinde, zaman geçirmek için her türlü yola başvurdular. Yere yatan kalkmadı. Hakemle oynamaya başladılar. Tribünler ıslıklamaya takımlarının bu halini gördükçe yuhalamaya başladılar.
Maçın böyle bitmesi için dua edenler bir hayli çoktu. Bu gözler bunu gördü ya, ölsem de gam yemem.
Aslan’ın kuyruğundan tutup evirip çeviren Samsunspor skoru 2-2 ye getirdi. Ama yetmiyordu, maçı kazanmak istiyordu. Kaleci gününde olmasa o kritik kurtarışları yapmasa bu durum hayata geçirilebilirdi.
Maç bu skorla biter diye düşünülüyordu, Osimen röveşata ile takımını öne geçiren golü atarken Borevkovic rakibine müdahale etmede tutukluk yaşadı.
Son haftalarda yenen goller nedense uzatma dakikalarına denk geliyor.
Buna bir çözüm bulmak gerek.
Tüm Türkiye’nin konuştuğu penaltı pozisyonunda maçın hakemi ve VAR’daki körler kayıtsız kaldı.
Dakikalarca beklediler, neyi inceledilerse?
Buz gibi penaltı verilmedi.
Aynı pozisyon rakibe gelseydi, eminim ki Mehmet Türkmen bir saniye bile tereddüt etmezdi. İş Samsunspor’a gelince küçük takım, büyük takım kuralı işletildi.
TFF’nin Trabzonlu başkanına sormak isterim.
Mete Kalkavan ve Arda Kardeşler’in hakemliğini bir dakika da bitirdiniz.
Gerekçesi belli.
Trabzonspor maçlarında kötü yönetim gösterdiler.
Haksızsınız demiyorum.
Kötüler gidecek, iyiler devam edecek.
Samsunspor’un canı yandı. Verilmeyen bu penaltı sadece bir tek takımı mağdur etmedi. Şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe’yi de, bir dönem başkanlığını yaptığınız Trabzonsupor’u da olumsuz etkiledi.
Mehmet Türkmen ve VAR’daki Onur Özütoprak’ın hakemliğini, diğerleri gibi bitirecek misiniz?
Yapacağınızı zannetmiyorum.
Bataklığı kurutacağım, kirli yapıyı temizleyeceğim dedikçe dibe doğru yol alıyorsunuz.
İşin garip tarafı bundan haberiniz bile yok, hiç farkında değilsiniz.












