Türkiye'de futbol sahada oynanır, masa başında kazanılır.
Sen terini dök, mücadeleni yap, çıkar bir beceriksiz sahneye emeğinin, alın terinin manevi ruhunu gözetmeden saçma kararlar vererek katleder.
Sesini çıkartamazsın, çıkarsan da duyuramazsın, bildiri yayınlamalarında yok hükmündedir.
Federasyonda tek bir adamın yok!
MHK'de temsilcin yok!
Her şeyden öte lobin yok!
Başkaları tek bir olumsuz karar verdi diye düdük astırır.
Her maçta emeğin çalınır, sen çamaşır bile astıramazsın.
Bu arenada paranın gücü geçmiyor.
İstersen dünyanın değil, Karun gibi kâinatın en zengini ol.
Eline düdük alan aldığı emri yerine getirmek için tek bir nefesle üfler, seni yerle yeksan eder.
Antep'te Samsunspor takımı hakem tarafından katledilmiştir.
Bataklık üretmeye devam ediyor.
Biri gidiyor, ama asla eksilmiyorlar, kirli yapı yeni birini sahaya sürüyor.
Erken gelen goller ile öne geçildi. Fark daha da artabilecekken sahneye hakem çıktı.
Zeki'ye yapılan net faulü es geçti. Devam eden pozisyonda yenen gol ile fark bire indi.
Bir dakika sonra Antepli oyuncunun tekmesine maruz kalan Ndiaye'ye ikinci sarıdan kırmızı kart çıkarıldı.
Takımın kanadını kırdı attı.
İkinci yarıda eksik kalmanın dezavantajı yaşandı. Takım skoru koruma çabası içerisine düştü. Maçın hakemi ev sahibi ekibin yenilmesini kabullenemiyor, hazmedemiyordu.
Tüm takdir haklarını ziyadesiyle kullandı.
Haftaya oynanacak Fenerbahçe maçını da düşündüğü her halinden belliydi.
Auta giden topları, kornere çevirdi.
Sarı kartlar havalarda uçuştu.
Futbolun katli için her şeyi denedi. Öyle acizdi ki kendisine itiraz eden Zeki'yi atmasını istediği halde başına bir iş geleceğini düşünmüş olacak ki korkudan atamadı.
Bu şahıs tüm şehrin vebalını üzerine almıştır.
Allah bildiği gibi yapsın.
Maçı konuşamıyoruz, yazamıyoruz.
Bunu bize mecbur eden kirli eller yok edilmedikçe ülke futbolu dibe vurmaya devam edecektir.
Haliyle de Avrupa'ya çıkanlar ağır tokatlar yiyip, geri döneceklerdir.
Ligin iki kaliteli takımının maçı izleyenlere keyif verdi.
Hakemleri saymazsak, sahada yer alan herkes futbol adına kaliteli işler yaptılar.
Varşova maçı öncesi ortaya konan mücadele iyiydi.
Sahanın en iyisi Drongelen idi.
En kötüsü de neredeyse ayağına top değmeyen Marius idi.
Niye oyuna alındı?
Bilemedim.
Orta saha, özellikle tek kaleye dönüşen ikinci yarıda Celil'in erken oyuna dâhil edilmesiyle güçlendirile bilinirdi.
Okan kalitesine yakışır bir oyun sergiledi. Akıl almaz kurtarışlara imza koydu, takımını oyun içerisinde tuttu.
Alınan puan da katkısı büyüktü.












