Süper Ligdeki takımlar tatil yaparlarken, Samsunspor yoğun maç trafiği yetmiyormuş gibi Süper Kupa karşılaşmasına çıktı.
TFF’nin maç planlamasına hayran olmamak elde değil.
Dişlerimi sıkarak alkışlıyorum bu planlamacıları.
Samsunspor çok önemli eksikleriyle sahadaydı.
Bireysel savunma hatasıyla yenen gol ile maçın başında geriye düşüldü. O golün şok etkisi uzun sürdü. Hızlı ve etkili ataklar üreten rakibini durdurmakta zorluk çekildi. Direkten dönen iki şutun gol olmaması Samsunspor adına büyük şanstı.
Geliştirilen ataklar net pozisyona dönüşmeden yaşanan top kayıplarıyla güneş görmüş buz gibi eridi.
Kalecinin güçlükle çıkardığı şut haricinde kayda değer ikinci bir atak geliştirilemedi.
İkinci yarıya girilirken yapılan oyuncu değişiklikleri oyuna olumlu yansıdı. Rakibin kolay çıkışlarına izin verilmeyen baskı kuruldu.
Bu dakikalarda takımdan bir gol beklentisi içerisine girilmişken, yenen ikinci gol tüm hesapları alt üs etmeye yetti. Takımın direnci kayboldu, oyun disiplini bozuldu. Sonlara doğru on kişi kalmak, işin tuzu biberi oldu.
Şurası bir gerçek ki Drongelen’siz savunma duvara asılmış elek gibi. Ne Soner Gönül, ne de Borevkoviç onun eksikliğini dolduramıyor. Fenerbahçe’nin iki golü de bu ikilinin top ve adam takipsizliğiyle vücut buldu.
Alışık olmadığı pozisyonda oynatılan Yunus Emre her zamanki yerine çekilince çocuğa güven geldi.
Takımın en iyilerinden biriydi.
Yeni isimler görücüye çıktı. Henüz yolun başındalar, şimdiden bir yorum yapmaya gerek yok. Zamanla daha iyi anlayacağız kendilerini.
Ulu önder Atatürk’ün şu sözünü çok severim.
“Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim” demişti.
Samsunspor sayesinde isim yapıp, Fenerbahçe formasını giyme şansını bulan Musaba, zeki ve çevik bir oyuncu olduğunu maçta gösterdi. Takımını finale taşıyan iki golde de asist yaptı.
Ahlak yoksunu olduğunu transfer sürecinde açıkça gördük. Maçta da hareketleriyle, yaptığı soytarılıklarla tescil etti.
Yediği kabı pisletmek böyle bir şey.
Herifte ki Samsunspor fobisini anlayan biri varsa, bize de anlatsın.
Oynatılan iki maç sonunda finalin Adı FB – GS oldu.
Eminim ki bu sonuçların en mutlu insanları TFF yönetimidir.
İki maçta alınan sonuçlar ile İstanbul’da bir kupa finali oynatmayı başardılar.
Planları tuttu.
Yayıncı kuruluşta mutludur tabi ki. Gelsin reklamlar, dolsun keseler.
Ülke futbolu iki kulüpten oluşuyor ya.
Kendileri çalıp, oynasınlar.












