Oyun yok!
Sistem yok!
Enerji yok!
Kadro yok!
Kısacası mazeretim çok!
Çok ama çok asabiyim dostlar.
İki ay oldu, sekiz maç oynandı.
Yüz güldürecek tek bir sonuç yok!
Hem Avrupa'da, hem de ligde ki esintiden eser yok!
Orta da gurur duyulacak, övgü dolu sözler söylenecek bir Samsunspor yok!
Maç kazanamama elbisesini çıkarmak mümkün olmadı.
Gelenek İzmir'de de devam etti.
Mainz maçında ki etkisiz futbol burada da tekrarlandı.
Reis hocayı bu aralar anlamak imkânsız.
Musaba'yı kulübede tutmakta neyin nesi?
Tomasson'u kesip Soner ile ilk onbirde çıkmak tombaladan tavşan çıkarmak gibi bir şey.
En güvendiğimiz defans kurgusu ayar tutmuyor. Hemen her maçta içlerinden biri sahneye çıkıyor, duvarda delik açılmasına neden oluyor. Bu maçta da sahneye Satka çıkıverdi ve gol yendi. Dar kadro gerçeğini bir kenara koyalım,
Göz bebeğimiz diyebildiklerimizde de müthiş bir form düşüklüğü var.
Sıkıntı, dert bir değil ki, hangisiyle uğraşmalı?
Bu zor süreçte tek teselli ligin ilk yarısının sona ermiş olması.
Devre arasında kadro mühendislerine iyi iş düşüyor.
Bu takıma takviye şart.
Takviyeler demek istedim.
Artık zamanı geldi bazı vedaların.
Teşekkür edilip gönderilecekler ile yollar ayrılmalı.
İsim isim yazmaya gerek yok, onlar kendilerini biliyor.
Menajerlerine kendilerine yeni bir takım bulmalarını istesinler.
Hayatta kimse vazgeçilmez değil.
"Oğlum Osman, yan gel bostan" devri bitecek!
Gittiklerinde anlayacaklar Samsunspor'un değerini.
Belli oluyor, açıkça görülüyor ki, ligde üst sıraları zorlamaya adam çok takım var. Avrupa'ya yeniden gidebilmek için Türkiye Kupası'na sıkı sıkı sarılmak lazım.
En kısa ve garanti yol.
Eyüpspor maçıyla kupa serüvenine sıkı bir başlangıç yapmak artık şart oldu.
Bari burada yüzler güldürülsün.












