Doğrusunu isterseniz farklı kazanılan Dinamo Kiev maçı sonrası Samsunspor’dan ligde de bu performansı göstermesi bekleniliyordu.
Ama olmadı.
Futbol, tempo bir hayli düşük kaldı.
Saman alevi gibi ara ara parlanılan zamanlar olmadı değil.
Oyunun o bölümlerinde de zaten gol geldi. İki kez de top direkle örtüştü.
Maçın büyük bölümü tipik orta saha mücadelesi şeklinde geçti.
Bir puana dünden razı olan Rizespor toplamda iki kez kaleye şut çekti.
İlkinde top üst direği sıyırarak dışarı çıktı. İkincisinde de Samsunspor savunmasının öne çıkmasını fırsat bilip, arkaya atılan top ile golle tanıştılar.
Musaba ve Coulibaly ikilisi kanatlardan etkili ataklarla takımı uçuruyordu. Colibaly’nin eksikliği yaşandı.
Tek kanatla bu işler olmuyor.
Takımın modu o kadar düşüktü ki, ortada tükenmişlik sendromu varmış gibi bir hissiyat görüntüsü hâsıl oldu.
Attığı şık gol dışında Holse, sakatlıktan yeni yeni çıkan Emre, son oynanan Dinamo maçının kahramanı Celil standartlarının altında oyun sergilediler.
Herkesin beğenip, benim gözüme bir türlü giremeyen Marius yine evlere şenlik oyun ortaya koydu. Hava topuna çıkmayan çıkma gayreti göstermeyen bir forvet olur mu?
Oluyor işte.
Şekil A da açık seçik görülüyor.
Takımın keyifsiz, isteksiz halleri haliyle sonuca da direk etki verdi.
Maç sonu istatistiklerine bir bakın.
Tablo ortada.
Rakamlar her konu başlığında alt seviyelerde.
Bundan mutlu olmamız beklenemez.
Samsunspor bu değildir, olmamalıdır da.
Takımı yeniden derleyip toplamak hocanın görevi.
Hiçbir maç kolay değil.












