Skor anlamında istikrarsız sonuçlara artık alıştık.
Görünen o ki oyundaki istikrarsızlığa da alışmak zorunda kalacağız.
Bir hafta önce deplasmanda Fenerbahçe’ye ön alanda yaptığımız baskıyla oyun kurdurmayan Samsunspor vardı.
Hafta içinde ise Rayo Vallecano karşısında rakibin baskısı altında oyun kurmakta zorlanan bir takım izledik.
Fenerbahçe’yi sahasından çıkarmayan bir Samsunspor…
Rayo Vallecano karşısında ise sahasından çıkmakta zorlanan bir Samsunspor…
Bir hafta önce Fenerbahçe’yi Kadıköy’de şaşkına çeviren takım, hafta içi ortaya koyduğu futbolla bu kez şaşkınlık sırasını bize bıraktı.
Ve nihayet…
Haftalar sonra bir hafta sonunu üç puanla kapattık.
“Bunları neden yazıyorsun?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü bu tablo tribünleri doğrudan etkiliyor.
Sorunun tam da kendisi bu.
Samsunspor taraftarının tribünlere gelmesi için daha ne yapılmalı?
Özür istendi… edildi.
Davet yapıldı.. .
Geriye yalnızca Ramazan ayının etkisi kaldı.
Bakalım sonrası ne olacak.
Oysa Samsunspor için 12. adamın etkisi tartışılmaz.
Peki hâlâ neyi bekliyoruz?
Karşılaşmaya iyi başladık.
Öne geçtik.
Hatta farklı bir galibiyetin sinyallerini verdik.
Ancak sonuca ulaşmamız ancak uzatma dakikalarında mümkün oldu.
- dakikada güzel bir dayanışma örneğiyle öne geçtik.
Sonrasında ise oyunu bencilliğe teslim ettik.
Daha doğrusu…
Elayis Tavsan’ın bencilliğine.
Günün “bencili” Tavsan, 41 ve 67. dakikalarda topu daha müsait durumdaki Mouandilmadji’ye çıkarsa, muhtemelen maç çok daha erken kopacaktı.
İlk yarıya ne kadar iyi başladıysak, ikinci yarıya o kadar kötü başladık.
Üç dakika içinde biri ağlarla buluşan, diğeri direkten dönen üç net pozisyon verdik.
Toparlanmakta geciktikçe rakip oyuna ağırlığını koydu.
Çıkarken yapılan top kayıpları kalemizde ciddi tehlikelere dönüştü.
Yapılan oyuncu değişiklikleri ise oyuna yeniden dinamizm getirdi.
Disiplin tekrar sağlandı.
Baskıyı kurduk.
Ve aradığımız golü uzatma dakikalarında bularak haftalar sonra üç puanla tanıştık.
Doğrusu…
Zamanlama mükemmeldi.
Ancak bir başka konu daha var.
Anlaşılan o ki bizim faul, kart ve penaltı anlayışımız, maçın hakemi Adnan Deniz Kayatepe ile pek uyuşmuyor.
Uyuşmuş olsaydı…
- dakikada Celil Yüksel’e yapılan müdahaleyi,
Son düdükten hemen önce Mouandilmadji’nin ceza sahası içinde arkadan itilmesini penaltı olarak değerlendirmesi gerekirdi.
Peki ya VAR?
Bu pozisyon için VAR’a dahi çağrılmaması sizce de ilginç değil mi?













