Bu lig bu hakemlerle nereye kadar?
Türkiye’de futbol artık yalnızca sahada oynanmıyor. Tribünler, ekranlar ve masa başları arasında sıkışmış bir oyunun içindeyiz. Ve ne yazık ki bu oyunda en çok zarar gören şey emek oluyor.
Emek hırsızlığı artık sınır tanımıyor.
Sorulması gereken soru açık ve net:
Bu hakemlerle bu lig gerçekten bitebilir mi?
Daha da önemlisi, biterse adalet nerede kalır?
Hakem hatalarına bu ülkede yıllardır tanıklık ediyoruz. Yanlış kararlar gördük, tartışmalı düdükler izledik. Ama bazı geceler vardır ki futbolun ruhuna gölge düşürür. İşte bu karşılaşma da tam olarak öyle bir geceydi.
Karşılaşmanın hakemi Oğuzhan Çakır’ın sahadaki performansına bakıldığında insanın aklına şu sorudan başka bir şey gelmiyor:
Bir Fenerbahçe forması giymediği kaldı.
Hele ki VAR sistemi…
Adı “Video Yardımcı Hakem” ama uygulamada sanki başka bir anlam taşıyor.
Herkese VAR, bize yok.
Sahada baştan sona üstün oynayan, oyunun kontrolünü elinde tutan bir takım var. Mücadele eden, ter döken, inanan bir takım… Ama sonuç? Puansız bir gece.
Sahada verilen emeğe yazık.
Öte yandan Fenerbahçe Avrupa’ya veda etti. Peki neden?
Çünkü aradıkları emek hırsızlarına Avrupa’da ulaşamıyorlar. Çünkü Avrupa’da takımlar bu kadar sahipsiz değil. Çünkü ayak oyunları orada işlemiyor. Çünkü masa başı hesaplarının karşısında daha güçlü bir düzen var.
Uluslararası arenada varlık gösteremeyenler, ülke içinde kendi oyunlarını kuruyor.
Kısacası; kendimiz çalıyor, kendimiz oynuyoruz.
Bugün gelinen noktada Türkiye futbolunun damarlarına kadar işlemiş iki büyük hastalık var:
Şike iddiaları ve kayırmacılık algısı.
Bu tablo ortadayken şu soruyu sormak kaçınılmaz:
Bu hakemlerle Türk futbolu gerçekten bir yere gidebilir mi?
Skor tabelası üç puanı göstermiyor olabilir. Ama futbol sadece tabeladan ibaret değildir.
Bu yüzden bizim gönlümüzde gecenin gerçek kazananı Samsunspor olmuştur.
Onurlu bir mücadele ortaya koyan, formasının hakkını veren, sahada karakter gösteren tüm oyuncuları ve emeği geçen herkesi alınlarından öpmek gerekir.
Çünkü onlar o gece sadece futbol oynamadı.
Takım ruhunun, emeğin ve onurun sahadaki temsilcisi oldular.













