Finale yaklaştıkça atılan her adım daha zorlu maçlar demek, daha güçlü rakipler demek.
Güçlü rakipler ise doğal olarak daha kaliteli oyuncular demek.
Güç dengesi bozulduğunda ortaya çıkan sonuçlar da ne yazık ki sürpriz olmuyor.
Peki böyle bir skor bekliyor muydum?
Elbette hayır…
Çünkü savunmamızın bu kadar ölümcül hatalar yapacağını, bu kadar basit goller yiyeceğimizi doğrusu ben de tahmin etmiyordum.
Hesaplar şaştı…
Benim hesap şaştı, Samsunspor’un hesap şaştı.
En azından ikinci karşılaşmaya tek farkla gitmeliydik.
Ama olmadı.
Oyuncularımız güçleri oranında mücadele etti, ellerinden geleni yaptılar.
Sağlık olsun…
Ancak gerçek şu ki gücümüz şimdilik bu kadar.
“Final oynamak istiyoruz” demek kolay.
Ama bunun sahadaki karşılığı kaliteli futbolculardır.
Aksi takdirde istekler ve arzular, boş sözlerden öteye geçmez.
Ne kadar konuşursanız konuşun, kaliteli ayakların karşısında baskıya boyun eğersiniz.
En iddialı söylemler bile kanatlarınızın yolgeçen hanına dönmesini engelleyemez.
Hiçbir söz, Álvaro García gibi bir oyuncuyu Yunus Emre Çift ile durdurmaya yetmez.
Boşuna dememişler:
“Büyük lokma ye, büyük konuşma.”
Rayo Vallecano gibi takımlar karşısında ayakta kalmanın tek yolu, güçleri dengeleyebilmektir.
Çünkü lafla peynir gemisi yürümüyor.













