Yenilmezlik unvanından, yenilgiler takımı unvanına adeta yatay geçiş yaptık…
Çünkü saçmalamaya başladık.
Buna teknik ekip de dâhil…
Top kayıplarında saçmaladık, final paslarında saçmaladık, geriden oyun kurmaya çalışırken saçmaladık; rakibin baskısına boyun eğerken yine saçmaladık.
Bunlara Eyüp Aydın’ın rakibe yaptığı “asist”i, Okan Gocuk’un acemice yediği golleri de eklemek gerekiyor…
Deve hörgücü misali, sahada doğru yapabildiğimiz pek bir şey yoktu vesselam.
Futbol hatalar oyunudur. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ne var ki yaşananları sadece “hata” olarak tanımlamak hafif kalır. Bunlara dense dense “ölümcül hata” denebilir.
Ancak şu da bir gerçek ki, bu hatalar kimseye maç devam ederken kendi oyuncusunu ıslıklama hakkı vermez.
Bu gereksiz tepki de ayrı bir “hata” sınıfına girer.
Kendi sahamızda mağlup olmanın, eve üzgün dönmenin, haftayı hüzünle geçirmenin elbette bir karşılığı yok. Ancak oyuncuyu protesto etmenin de takıma hiçbir faydası bulunmuyor.
Bunu unutmamak gerekir… Bu takım bizim, bunu da bilmek gerekir.
Dün akşam saçmalayan sadece oyuncular mıydı?
Doksan dakika boyunca uzak köşelere atılan ters topların tamamı kalemizde tehlike yarattı.
Peki, teknik ekip buna bir önlem aldı mı?
Hayır. Sadece izledi…
Hani “bundan sonraki transferler Avrupa için olacak” denmişti.
Anımsadınız mı?
Peki, kulübenin yetersiz oluşu ve son transferlerin UEFA Konferans Ligi’nde forma giyememesi de bu saçmalıklar zincirine dâhil edilmeli mi?
Eee…
Artık bunun cevabını da siz verin.












