Samsunspor’da yaşananlar artık sürpriz değil; alışkanlık.
Ve en tehlikelisi de bu zaten.
Yüksel Yıldırım’ın Trabzonspor yenilgisi sonrası yaptığı açıklamalar “hayat öpücüğü” olacaktı sözde. Tam da ligin kırılma anında, takımın ihtiyacı olan şey buydu(!) Takım ruhu zaten kaybolmuştu; yapılan o çıkışla birlikte adeta tavan yaptı, tabi ters yönde.
Moral ve motivasyon önemlidir elbette.
Ama doz aşımı her zaman yan etki yapar.
Nitekim sahada izlediğimiz tablo buydu: Ne yaptığını bilmeyen bir oyuncu topluluğu. Plansız, reaksiyonsuz, savrulan bir takım. Eğer amaç buysa, başarıya ulaşıldı demektir.
“Gerekli hamleler yapılacak” denmişti. Yapıldı da…
Fakat o hamleler Antalyaspor’a hayat öpücüğü oldu. Adres belliydi: Samsunspor. Postacı adresi şaşırdı sadece. Olur böyle şeyler, fazla takılmayalım.
En azından şu konuda rahatız:
Takımda ters giden nedir diye kafa yormuyoruz. Bu da bir istikrar.
Sorun ortada.
Sorumlu da ortada.
Ama yine göreceğiz ki başarısızlık öksüz çocuk gibi kalacak ortada. Ya sahipsiz bırakılacak ya da başka adreslere kargolanacak. “Başarısızlık altından kolye olmuş da kimse takmak istememiş” derler ya…
Tam olarak öyle.
Taraftarı “makyajlı–makyajsız” diye ayrıştıran söylemlerin başarı getirmediğini gördük. Zamansız çıkışların, gereksiz polemiklerin, tribünle inatlaşmanın sahaya üç puan yazmadığını da gördük. Gerçek değişmiyor.
Asıl soru şu:
Taraftarın gördüğünü yönetim nasıl görmez?
Sol bek dedik, duyulmadı. Aynı kanattan 22 dakikada iki gol yedik.
Kaleci dedik, alınan ortada.
Kanat dedik, ayakta zor duran üçüncü sınıf tercihler yapıldı.
Golcü dedik, atılan gol sayısı tablo gibi karşımızda.
Lig yarışında birçok takım kadrosunu güçlendirirken, biz eksikleri beylik cümlelerle kapatmaya çalıştık. Sahaya yansıyan gerçek ise sert oldu.
Bir zamanlar “Sıradanlaşıyoruz” diye yazmıştım.
Bugün görüyorum ki sıradanlık bile bir seviye istermiş.
Samsunspor artık sadece maç kaybetmiyor.
Güven kaybediyor. İstikrar kaybediyor. İnanç kaybediyor.
Ve en acısı, bunu kimse üstüne alınmıyor.













