Samsunspor’da her başarısız sonuçtan sonra aynı senaryo devreye giriyor. Hava bir anda değişiyor. Rüzgâr fırtınaya, fırtına tufana dönüyor. Ardından klasik refleks: Suçlu arayışı. Başarısızlık ateşten bir gülle gibi, kim eline aldıysa bir an önce başkasının kucağına bırakmaya çalışıyor.
Kimse başarısızlığı istemez, doğru. Ama futbolda iyi niyetin, niyet beyanlarının, açıklamaların hiçbir hükmü yoktur. Başarının tek ölçüsü vardır: puan. O puan da sahada alınır, haneye yazılır. Yazılamıyorsa, kim olursanız olun eleştirilirsiniz.
Hele rakip Trabzonspor ise, “ama” ile başlayan hiçbir cümle geçerli değildir. Sahamızda aldığımız mağlubiyet sonrası (adına hezimet demek abartı mı, denmeli bilemedim) tansiyon tavan yaptı. Sosyal medya adeta boşaldı. Klavye başına geçen herkes bir şey söyledi, söylemekle de kalmadı, hesap sordu.
Hedef tahtasının tam ortasında ise Yüksel Yıldırım vardı. Bir kesim sert eleştirirken, diğer kesim dokunulmazlık zırhı ördü. Savunanların argümanı tanıdık: “Bu takım 2. Lig’den alındı, Avrupa kupalarına taşındı.”
Doğru. Ama eksik.
Karşı cephe hemen devreye girdi: “Samsunspor bir anonim şirkettir. Sahibi vardır. Kâr amacı güder. Yapılan her yatırımın bir karşılığı vardır.” Bu da doğru.
Ama o da eksik.
Çünkü Samsunspor bir bilanço kalemi değildir. Bir şirketin alt markası hiç değildir. Samsunspor, bu şehrin ortak hafızasıdır. En büyük değeridir. Altın çöpe düşünce değer kaybetmez. Samsunspor da bırakın 2. ya da 3. Lig’i, amatör kümeye düşse bile değer kaybetmez.
Çünkü kar kış demeden, şehir şehir, kasaba kasaba armanın peşinden giden bir kitle var. O arma dededen babaya, babadan evlada geçer. Hisse devriyle, yönetim kurulu kararıyla silinmez.
O yüzden Büyük Samsunspor Taraftarı’na “makyajlı” diyen maaşlı isimlerin, dönüp aynaya bakması gerekir.
Gelelim asıl meseleye.
Başarısızlık sonrası yapılan açıklamalar, sorunu çözmek bir yana, kafa karışıklığını büyütüyor. Yüksel Yıldırım’ın şu sözleri mesela:
“Hocamla da konuşacağım. Bu gidişatı düzeltecek, takımı toparlayacak hamleleri yapacağız.”
Peki nedir bu hamle?
Transfer mi? Kapandı.
Kadro dışı mı? Kadro derinliği malum, o lüks yok.
Oyuncu sarsmak, kulak çekmek mi? Bunun sahaya ne katkısı olacak?
Yoksa asıl mesaj şu mu: “Sezon sonu seninle çalışmayacağız.”
Eğer öyleyse, bunun adı çözüm değil, sorun ertelemedir.
Bu takımın bugün geldiği noktada “hamle” kelimesi içi boş bir temenniden ibaret. Neresinden bakarsanız bakın, tablo çıkmaz sokak.
Dahası var.
Bugün yapılan açıklamalar, şu soruyu da kaçınılmaz hâle getiriyor: Samsunspor, Kasımpaşa maçına kadar oynadığı yedi karşılaşmadan yalnızca dört puan toplayabildi. O zaman sormak gerekiyor: Hamle yapmak için biraz geç kalmadınız mı?
Gidişatı değiştirecek tek somut adım transferdi. O fırsat pas geçildi. Şimdi ise elde kalan tek şey, taraftarın öfkesini birkaç cümleyle yatıştırma çabası. Gazını almak…













