İyi ve pozitif futbolu nedense 90 dakikaya yayma konusunda hâlâ başarısızız.
Yine iki farklı yarıda, iki farklı karaktere sahip bir oyun sergiledik. Geçen karşılaşmanın aksine bu kez iyi başladığımız maçı iyi bitirme becerisini gösteremedik.
Yenilmezlik serisinin sona ermesinin ardından alınan bu mağlubiyetle ne yazık ki UEFA Konferans Ligi’nde de aynı üzüntüyü yaşadık.
İlk yarının son bölümünde Musaba’nın “al da at” cinsinden kestiği topu Moundilmadji ağlara gönderebilseydi, belki de bambaşka bir hikâye yazılacaktı.
Olmadı…
Biz yakaladığımız pozisyonları cömertçe harcarken AEK Athens aynı cömertliği göstermedi.
İkinci yarıya biz ne kadar kötü başladıysak, AEK o kadar iyi başladı. İşin aslı; ikinci yarıda sahada olduğumuz bile söylenemez…
AEK oynadı, biz izlemekle yetindik.
İlk yarıda top çalan, rakibi bozan, çıkmasına izin vermeyen, üst üste pozisyonlar bulan takım gitmiş; yerine ne yaptığını bilmeyen bir takım gelmişti.
Rakibin ikinci yarıdaki futboluna boyun eğince de böylesine kötü bir sonuç kaçınılmaz oldu.
Mağlubiyet bir şekilde telafi edilir ama asıl kendi sahamızda fiyakâmızın bozulmasına ona yanarım.













