Geçen hafta alınan üç puan; kurumaya yüz tutan Avrupa hayallerimize adeta can suyu olmuştu, Eyüpspor galibiyetiyle umutlarımız yeniden yeşerdi…
Ne var ki geçen hafta alınan galibiyet ‘bu yarışta biz de varız’ demek için sadece ilk basamaktı. Eyüpspor karşılaşması iki…
Hedefe ulaşabilmek için üç ‘kader’ maçı daha bizi bekliyor. Avantajlı olduğumuz söylenebilir ancak yarıştığımız rakiplerimizin kadro kalitesi ve derinliği ortadayken; yapılabilecek en ufak bir hata her an bizi yarış dışı bırakabilir.
Bu da unutulmamalı…
O yüzden; her maça üst perdeden konsantre olmalı ve üç puan hedefiyle çıkmalıyız. Lakin bu saatten sonra her maç bizim için ‘final’ niteliğinde...
‘Rakip Eyüpspor için de aynı nitelikte bir karşılaşmaydı’ diye ifade etsem, sanırım abartmamış olurum.
Erken bulduğumuz gol muhtemelen rakibin oyun planını değiştirdi. Hem rövanşı aynı skorla aldık, hem de Avrupa yolunda önemli bir eşiği aştık.
Bay geçeceğimiz hafta öncesi net skorla alınan bu galibiyet ilaç gibi geldi...
Oyun olarak istenilen düzeyde görüntü vermemiş olsak da, son düdüğe kadar iyi mücadele sergiledik. Gerek ilk on birde sahaya çıkanlar, gerekse oyuna sonradan dâhil olanlar için aynı şeyi söylemek mümkün. Tüm ‘dişlileri’ tıkır tıkır işleyen ‘makine’ gibiydiler.
Bu uyumlu çarkta öne çıkan yıldız adayı yok mu? Var elbette…
Sahada basmadık yer bırakmayan, rakibin oyun kurması önündeki en büyük engel; Celil Yüksel…
Galibiyeti unuttuğumuz haftalardaki en büyük sorunumuz orta sahamızın eksik olmasıydı. Thomas Reis, uzun bir aradan sonra nihayet takımını sahaya ideal onbir ile sürebiliyor.
Birkaç söz de Nany Dimata için söylemek gerekecek. Çalışkan ancak yeteneği kısıtlı, futbol aklının lig için yeterli olmadığını düşündüğüm Dimata’nın içinden cevher(!) çıktı. Son iki haftada gösterdiği performans yüzümüzü güldürdü. Umarım aynı başarıyı lig sonuna kadar devam ettirir. Bu; takım içindeki rekabet açısından da önemli.













