Samsunspor’dan, daha doğrusu maç programından yediğim çalımların sayısını anımsamıyorum. Seyahatimi cuma yapıyorum, maç cuma; cumartesi yapıyorum, maç cumartesi, Pazar pazar, pazartesi pazartesi…
Bir dostun dediği gibi; belki de iyi Samsunsporlu olmanın bedeli bu.
Son çalımı Kasımpaşa maçında yedim. O an anladım ki uğraşmanın faydası yok. Ne yaparsam yapayım, o çalımı bir şekilde yiyeceğim.
Neyse ki uzatma dakikalarında da olsa üç puan haneye yazıldı. Maçı izleyememiş olmanın üzüntüsü, sonuç tabelasını görünce biraz olsun hafifledi. Umudum, bu galibiyetin bir serinin ilk halkası olması.
“Madem bizim maçı kaçırdım, bari futbol zevkimi tatmin edeyim” dedim ve Göztepe–Fatih Karagümrük karşılaşması için Gürsel Aksel Stadyumu’nun yolunu tuttum. Son yıllarda Göztepe’nin İzmir’e kattığı futbol atmosferi gerçekten bambaşka… Her yaştan taraftarı tribüne çekebilen, şehirle bütünleşmiş bir kulüp profili var karşımızda.
Renklerimiz, kuruluş tarihlerimiz farklı olsa da Göztepe ile Samsunspor’un benzeşen yönleri az değil. En belirgin ortak nokta ise, her şartta takımının arkasında duran ateşli taraftar yapısı…
Kötü yönetimlerin elinde 3. Lig’e kadar düşmesine rağmen Göztepe tribünleri hiç boş kalmadı. Tıpkı bir dönem 2. Lig’de mücadele etmek zorunda kalan Samsunspor’un cefakâr taraftarı gibi…
Her iki takımın taraftarı da deplasmanda tribün yapabiliyor.
Her iki takımın taraftarı da mazeret üretmeden armasının peşinden gidiyor.
Sadece tribünler değil; saha dışı yapılanma da benzer. Her iki kulüp de işini ciddiyetle yapan, ligin kaliteli teknik direktörlerine ve becerikli scout ekiplerine sahip.
Çünkü her iki kulüp de doğru yönetiliyor.
Ayrıştığımız nokta ise bu sezon yaşadığımız şanssızlıklar… Üstelik Avrupa Konferans Ligi’nde mücadele ederken... Uzun süren sakatlıklar belimizi büktü, ideal on biri bir türlü sahaya süremedik. Bu da hem ligde hem Avrupa’da arzu ettiğimiz sonuçlardan uzaklaşmamıza neden oldu. Hedeflediğimiz puan sıralamasının gerisindeyiz.
Ancak unutulmamalı ki ligin henüz yarısındayız. Yeni katılan oyuncularla istikrarı ve galibiyet serisini yakalamak hâlâ mümkün. Yeter ki bizler 12. adam olarak tribündeki yerimizi alalım.
Gereksiz adamların ettiği gereksiz lafları bir kenara bırakın. Boş tribünlere oynamak Samsunspor’a yakışmıyor.
Bu arma bizim, bunu unutmayalım...













