Westerlo ile oynanan hazırlık maçı ardından, sanırım hiçbirimiz takım hakkında yeterli fikir sahibi olamadık.
Lakin iki yarıda iki farklı takım izledik.
Sadece takıma yeni katılanların performansları açısından belki biraz öngörü sahibi olabildik, hepsi bu…
Futbol Direktörü Fuat Çapa, "Bu tür karşılaşmalarda skordan ziyade sahadaki görüntü çok önemliydi. İlk devreden gayet memnunuz, aynı şekilde ikinci devre de beklediğimiz bir görüntüydü. Çünkü altyapıdan 4-5 oyuncumuzun olması, takım içinde beraber oynayan oyuncu sayısının az olduğunu gösteriyor," diyor.
Haklı da...
Hazırlık karşılaşmalarının hedefleri bellidir.
Samsunspor, her biri birbirinden zorlu üç kulvarda sahne alacak.
Özellikle ilk kez yer alacağımız UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu karşılaşmalarının zorluk derecesi ve heyecanı bir tık daha fazla olacak. Çünkü sadece Samsun’u değil, tüm Türkiye’yi temsil edeceğiz.
Avrupa'nın güçlü takımlarıyla karşı karşıya geleceğiz ve bizim de en az onlar kadar güçlü ve hazır olmamız gerekecek.
Bu durum aynı zamanda, genellikle sezonun ilk beş-altı haftasında çözülen uyum sorununun çok daha erkene çekilmesi anlamına geliyor.
Yani zaman kısıtlı ve 'uyum' sorunu henüz yaşanmadan çözülmek zorunda…
Thomas Reis’ın önünde ‘acil’ etiketiyle duran tek mesele de bu değil. Bir an evvel oyun felsefesini de takıma aktarması gerekecek.
Reis’ın oyun felsefesini iyi anlatabilmesi ve bunun sahaya yansıtılması, en az yeni katılan oyuncuların performansı kadar önemli.
Beklentimiz; sahada uyum sorununu aşmış, Reis’ın oyun anlayışını benimsemiş bir takım izleyebilmek.
Ancak futbolda bir felsefeye sahip olmak demek, oyunu belirgin bir tarzda oynamak demektir. Dahası, bu oyun biçimini bir gelenek hâline, bir futbol kültürü hâline getirmek gerekir.
Bu felsefenin sahaya doğru yansıtılmasıyla birlikte, oyuncuların bireysel yetenekleri de öne çıkacaktır.
Sosyal medyada, altyapıdan gelen genç oyuncularımız hakkında yine olumsuz yorumlara rastlıyoruz.
‘Kendi evladımıza, Samsun’un çocuğuna sahip çıkalım’ gibi klişe sözler yerine; bu topraklardan yetişip, Samsunspor’un şanlı tarihine adını yazdırmış isimleri hatırlatmak isterim.
Ayrıca, Yüksel Yıldırım’ın da sık sık vurguladığı gibi:
“Samsunspor olarak biz bir proje takımıyız. Türkiye'deki diğer kulüplerden farklı olmaya çalışıyoruz.”
Bu projenin temelini altyapının oluşturduğu, yapılan yatırımlara bakıldığında çok net şekilde görülüyor.
Peki, genç oyuncuları insafsızca eleştirerek mi kazanacağız?













