20 Ocak 1989, büyük Samsunspor taraftarı için sıradan bir tarih değildir. Bu elim kazanın yıl dönümünde takımımız deplasmandaydı. Samsunspor taraftarı bir kez daha futbol kamuoyuna şunu hatırlattı: Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.
Futbol şehitlerimizi saygıyla anıyorum…
Karşılaşma, kulübe derinliğinin ne denli yetersiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ara transfer döneminde kulüp patronundan küçük de olsa bir “çılgınlık” beklentisi vardı; belki hepimizi ters köşe yapardı.
Yanıldık…
Direkt oynayabilecek altı-yedi oyuncudan yoksun olunca, alışık olduğunuz oyun anlayışından da ister istemez uzaklaşıyorsunuz. Kadro derinliği olmayınca sıradan bir takım görüntüsünün ötesine geçmek mümkün olmuyor.
Elbette kadro eksikliğinin bedeli ağır…
Ancak bu eksikler, takım disiplinine ve ruhuna zerre kadar zarar vermemiş. Samsunspor, tüm olumsuzluklara rağmen arzu ve isteğinden bir şey kaybetmemiş bir görüntü sergiledi. Maça oldukça motive çıkan bir takım vardı sahada. Bu noktada teknik heyeti kutlamak gerekiyor.
“Deplasmanda bir puan iyidir” ya da “yenemiyorsan yenilmeyeceksin” gibi klişe futbol söylemleriyle kendimizi avutabiliriz. Ama bunun bir şartı var: Hedefi ilk beşten çıkarıp ilk on olarak revize edeceksin.
O zaman ne sinir kalır ne stres…
Samsunspor’un iki devrede iki farklı kimlik ortaya koyduğunu bu sezon sıkça gördük. Bu kez her iki yarıda da aynı oyun anlayışı vardı. Soyunma odasına 1-0 önde gitmesine rağmen, her iki devrede de pozisyon üretmekte zorlanan bir Samsunspor izledik. Daha çok savunma arkasına ve defansın arasına atılan toplarla gol arandı.
Bu plan çok fazla üretmedi belki ama 38. dakikada gelen gol her şeye değdi. Josafat Mendes kaptı, Yalçın bıraktı, Moundilmadji ağları havalandırdı.
İkinci yarıda ise sahada maçı isteyen taraf Gençlerbirliği’ydi. İlk dakikadan itibaren bunu hissettirdiler. 60. dakikada faul kokan bir pozisyonda beraberlik golünü buldular. Etkili oyunları karşısında zaman zaman zorlandık. Son bölümde önde baskı kurduk ancak “beraberliğe razı değildik” demek çok da gerçekçi olmaz.
Hakem Kadir Sağlam, gerçekten çok iyi ve hatasız bir maç yönetti!
Tabii Gençlerbirliği adına…
Tüm takdir haklarını rakipten yana kullanması yetmezmiş gibi, uzatma dakikalarında topun ele çarpması pozisyonunu görmezden gelerek bizi net bir penaltıdan etti.
Yüreği yetiyorsa, aynı kararı “böyük” takımlar aleyhine de versin.












