Kaybedilen iki puanın bahanesi yorgunluk olamaz. Asıl eksik olan şey, istek ve motivasyondu.
Hafta içi oynanan maçların yorgunluğu mu, yoksa formsuzluk mu? Kaybedilen iki puanın faturası kime kesilmeli? Yorgunluk bahanesi kulağa makul gelse de, bu seviyede profesyonel futbolcular için fazla kolay bir mazeret olur. Sonuçta, hiçbirimizin ömrü boyunca kazanamayacağı rakamlara imza atan isimlerden bahsediyoruz.
Eğer illa bir gerekçe aranacaksa, o da motivasyon eksikliği olmalı. Çünkü istek yoksa sonuç da yok. Yeterince konsantre olmuyorsan, kaçınılmaz sonuna da katlanırsın.
Bu tabloda bireysel performanslara bakıldığında, Emre Kılınç ne yazık ki olumsuz anlamda ön plana çıktı. Attığımız gol dışında takıma katkısı yoktu, hatta zaman zaman oyunun dengesini bozdu. Özellikle beşinci dakikada kaleciyle karşı karşıya pozisyonda topu nişanlaması, bu isteksizliğin adeta özeti gibiydi.
Olumsuzluklardan söz ettik, peki hiç mi iyi yanımız yoktu? Elbette vardı. Maçın son yarım saatinde oyunu alma yönünde ufak da olsa ‘istek’ kıpırtıları gözlendi. Ancak final paslarında ve ceza sahası içindeki son vuruşlarda büyük eksiklikler yaşandı.
Takımın en olumlu ismi ise tartışmasız Celil Yüksel’di. Sahanın en istekli, en çalışkan ismiydi. Son düdüğe kadar bir an bile durmadı, her topa bastı, her alanda mücadele etti. Oyununu her geçen gün üzerine koyarak büyüyor.
Rakip Rizespor’a gelince...
Erken gelen gole rağmen paniğe kapılmadılar. Oyun disiplininden kopmadan, pas trafiğini isabetli tuttular. Alan daraltmada ve adam markajında oldukça başarılıydılar. Sonunda da hak ettikleri puanı alarak Rize’ye döndüler.
Sonuç olarak, bu maç bir kez daha gösterdi ki; yorgunluk değil, isteksizlik kaybettiriyor. Futbolda bazen en büyük farkı yaratan şey, sadece topa değil maça da ne kadar ‘istekle’ sarıldığınızdır.












