Adını belki de ilk kez duyduğumuz kasaba takımlarıyla karşılaştığımız günlerden, otuz altı takımlı UEFA Avrupa Konferans Ligi'nin zirvesine…
Üçte üç yaparak ve gol yemeden…
Legia Varşova’yı sahasında devir, Dinamo Kiev’i üç golle şaşkına çevir, Hamrun Spartans’la ter idmanı yap zirveye otur!
Altın harfler ve büyük puntolarla bir tarih yazılıyor.
Karşılaşma öncesinde çoğumuz rahat bir galibiyet bekliyorduk. Nitekim öyle de oldu. Kaleyi bulan ilk şut Hamrun Spartans’a ait olsa da, Samsunspor kısa sürede oyunun tüm kontrolünü eline aldı. Rakip, klasik bir deplasman takımı görüntüsündeydi: kontratakla gol arayan, ikinci ve üçüncü bölgede etkisiz kalan bir ekip. Yalnızca savunma yaparak sonuca gitmek kolay değil.
Pozisyon bulamadan maçı bitirdiler. Oysa ikinci yarının ilk beş altı dakikası bayağı niyetliydiler ama güçleri yetmedi.
Üç gollü galibiyete rağmen Samsunspor’un kapasitesi altında görüntü verdiğini söylemek mümkün. Elbette ki bu rakibin düzeyiyle ilgiliydi.
Sakin ve sabırlıydık. Oyunun kontrolü tamamen bizdeydi. Zaman zaman oyunu rölantiye aldık, zaman zaman vites yükselttik.
Son iki karşılaşmada eleştirdiğimiz Emre Kılınç, maçın en iyilerindendi. Atılan üç golde de imzası vardı. 18. dakikada Holse’ye attığı akıl dolu pas, 76’ da takımın hızlı çıkmasında ki katkısı ve 58’de ki müthiş şutuyla maçın yıldızı olmaya adaydı. Her şeyden önemlisi takımın en isteklisiydi.
Her zaman dile getiriyorum, iyi bir Emre Samsunspor için çok şey ifade ediyor.
Musaba biraz şanssızdı ve bire birlerde etkisizdi. Maç boyunca sadece iki kez istediğini yapabildi. Görünen o ki rakip, onun üzerine iyi çalışmış.
Ve tribünler…
Büyük Samsunspor Taraftarı bir kez daha farkını ortaya koydu. Sadece seyirci olmadığını, gerçek bir “taraftar”ın ne demek olduğunu tüm Türkiye’ye bir kez daha gösterdi.
Samsunspor’un Avrupa yolculuğu hız kesmeden devam ediyor. Takım disiplini ve taraftar gücü birleştiğinde, belki de hikâye destana dönecek.













