Samsunspor Başkan Yardımcısı Veysel Bilen, kombine bilet satışlarının beklentilerin altında kaldığından yakınıyor. “Şu an yaklaşık 4 bin kombine sattık. Bu sayının 15 bin civarında olmasını bekliyorduk. Sahadaki başarımızla taraftar ilgisi aynı düzeyde değil. Yönetim olarak elimizden geleni yaptık, artık top taraftarda. Kombineye daha fazla ilgi gösterilmesini bekliyoruz,” diyor.
Ancak asıl sorulması gereken şu: Taraftar ilgisiz mi, yoksa yönetim mi yetersiz?
Passolig’den Biletinial sistemine geçişin yarattığı karmaşayı bir kenara bırakalım. Konunun özüne inelim. Kim olursa olsun, adı sanı, unvanı fark etmeksizin hiç kimse Samsunspor taraftarının aidiyetini ve bağlılığını sorgulayamaz.
Bu taraftar, Türkiye futbol tarihinde benzeri az görülmüş işlere imza atmıştır. İkinci Lig’de 27 bin kişiye oynanan maçlar, Anadolu’nun en ücra ilçelerine takımı yalnız bırakmadan yapılan deplasman yolculukları, tribünlerde sergilenen etkileyici koreografiler…
Tüm bunlar Samsunspor taraftarının ne denli güçlü bir destekçi olduğunu ispatlıyor.
Ancak yönetim, bu desteği sadece forma ve kombine satışıyla sınırlı bir sadakat olarak algılarsa, işte orada kopuş başlar. Taraftarı yalnızca “müşteri” olarak görmek büyük bir hata olur.
Sosyal medya, bugün her kesimin sesi… Taraftarlar, yönetime doğrudan sorular soruyor:
- “İki dönem transfer yasağı yaşadınız ama hâlâ elle tutulur bir transfer yok. Kaleci yok, golcü yok. Her pozisyon için hazırlıklıyız dediniz, lig başlamak üzere; nerede bu oyuncular?”
- “Transfer yapmadan kombine mi satıyorsunuz?”
- “Yetersiz transferler varken 4 bin kombine fazla bile. İyi oyuncu alırsanız, kombine de alınır.”
Bunlar hakaret değil; yalnızca karşılıksız kalan beklentilerin birer ifadesi. Taraftar, kulübünden başarı ve şeffaflık bekliyor. Kombine satışı sadece duyguya değil, sahadaki somut adımlara da bağlıdır.
Galatasaray’ın Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen transferiyle ilgili yapılan bir haber dikkat çekici: "Kulüp, sadece üç saatte sponsor, izlenme, bağış ve Superchat gelirleriyle yaklaşık 3 milyon dolar topladı. Bu miktar, Osimhen’in iki aylık maaşına denk geliyor.”
Yani yönetim sadece şikâyet etmeyi değil, çözüm üretmeyi de bilmeli. Taraftar, takımına her koşulda sahip çıkar; ancak karşısında güven veren, planlı bir yönetim görmek ister.
Kısacası, top sadece taraftarda değil. Önce iğneyi kendinize batırın.












