Samsunspor, lige iyi bir başlangıç yapmasına rağmen son iki karşılaşmadan aldığı sonuçlarla hayal kırıklığı yaşattı. Aynı şekilde, sahaya yansıttığı kazanma hırsından uzak futbol da taraftarları üzdü.
Bu hafta Samsun’da, ligde çıkış arayan iki takım karşı karşıya geldi. Samsunspor, alacağı galibiyetle ilk beş hedefini canlı tutmak isterken; Karagümrük ise tehlikeli bölgeden uzaklaşmayı amaçlıyordu. Ligde kolay maç yok, her rakibin kendine göre stratejisi ve silahları var. İki takımın da bu karşılaşmaya “çıkış maçı” gözüyle bakması, zorluk derecesini artırdı. Skor da bunu fazlasıyla doğruladı.
İki devre, taban tabana zıt…
Maçın ilk yarısı, “bir şeyler yanlış gidiyor” diye haykırıyordu adeta. Geçen sezondan gelen yan yana oynama alışkanlığının kaybolduğu, her dakika biraz daha netleşti. Top kayıpları, pas hataları, oyuncular arasındaki uyumsuzluklar ilk yarının öne çıkan manzaraları oldu.
Bu tabloyu, transferlerin geç yapılmasına ve oyuncuların birbirine alışma sürecinin eksikliğine bağlamak mümkün. Ancak geride kalan görüntü daha ağırdı: Yenilgiyi kabullenmeyen o takım gitmiş, yerine ne yaptığını bilmeyen bir Samsunspor gelmiş gibiydi. Ne kaleyi bulan bir şut, ne de organize bir atak izledik. Üstelik yine duran toptan yenen bir gol, ilk yarıyı daha da karanlık hale getirdi.
İkinci yarıda uyanış
Soyunma odasından farklı bir ruhla dönen Samsunspor, ikinci yarıda üzerindeki “ölü toprağını” attı. İstekli ve arzulu bir oyun sergilendi. Bu istek, üst üste gelen gollerle skora da yansıdı. Fakat aynı kararlılık savunmada gösterilemedi. Geçen sezonun istatistiklerine bakıldığında, bu kadar çok pozisyon verilen çok az maç vardı.
Buna rağmen, geçen yıldan miras kalan “son düdüğe kadar maçı bırakmama” anlayışı yine sahadaydı. Nitekim uzatma dakikalarında bulduğumuz golle üç puan hasretine nokta koyduk.
Ben kendi adıma söyleyeyim: Bu maçta Emre Kılınç’ı çok aradım. Öte yandan Olivier Ntcham’ın varlığına bir kez daha “iyi ki” dedim.












