Samsunspor, geçen hafta oynadığı tek devrelik oyunla üç puan hasretine son verdi.
Oyun mutlu etmedi ancak alınan galibiyet, kötü gidişe dur dedi.
Son üç karşılaşmadan ancak iki puan topladığı düşünülürse skor; ortaya konan futbola bir çeşit kamuflaj görevi de gördü.
Düşüncelerde; seri yakalamak, realitede; zor karşılaşma takvimi var.
Sizin düşünceniz ne olursa olsun, son sözü her zaman sahadaki oyuncular söyler. Hakemleri saymazsak tabii…
Ligin pozitif futbol oynayan Gaziantep takımı önündeydik. Tek düşünce Samsun’a üç puanla dönebilmekti.
Üst üste bulduğumuz köşe vuruşları sonrası maça adeta golle başladık. Rick Van Drongelen bize ‘ne goldü ama’ dedirtecek harika bir röveşata golü izletti.
19.dakikada yine bir köşe vuruşunda Cherif Ndiaye usta işi bir dokunuşla farkı ikiye çıkarttı. Çok canımızın yandığı duran topları bu kez biz olumlu kullandık.
Farkı üçe çıkartmamız içten bile değildi. Şayet 42.dakikada Coulibaly’in bencilliğine toslamasaydık. Topu uygun pozisyondaki arkadaşlarına vermek yerine dışarı atmasaydı.
45. dakikaya kadar her şey bizim için iyi gidiyordu. Önce gol yedik, hemen ardından on kişi kaldık. Lehimize faul düdüğü çalınması ve rakibe sarı kart gösterilmesi gerekirken(!) on kişi bırakıldık.
Bu yanlış karar maçın kırılma anıydı…
Her ne kadar Thomas Reis, Mounddilmadji’i oyuna alarak maçı istediğini belirtse de bu istek oyuncularda karşılık bulmadı.
On kişi kalmanın psikolojisine yenik düşerek geri yaslandılar. Bu anlayış maalesef rakibi cesaretlendirdi. Sayısız pozisyon verdik.
Maçı kaybedebilirdik…
On kişiyle zorlu deplasmandan puanla dönmek azımsanacak başarı değil elbette. Ne var ki rahat bir maç çıkartarak üç puanla döneceğimiz karşılaşmadan sadece bir puanla döndük.
Çünkü üç puanla dönmemizin önünde hakem Batuhan Kolak bütün heybetiyle set kurdu.
Her şeye rağmen ‘bir puan iyi puan’.












